Psikolojinin Yönetmeni Bergman

Ingmar Bergman İsveç’te doğmuş bir yönetmendir. Yaptığı çok sayıda evliliklerle bilinir. Aynı zamanda eşlerini de oynatmıştır. En bilindik oyuncusu son eşi olan Liv Ullman’dır. Uçaktan korktuğu için aldığı bazı ödül törenlerine gitmemiştir. Genel olarak seyahati seven bir insan değildir. Tarkovsky ve Woddy Allen gibi yönetmenleri etkilemiştir.

Filmleri, insana çok iyi hissettiren sahnelerle karşı karşıya bırakırken birden depresyona sokabiliyor.  Bergman sineması dönemlere ayrılır. 1‘İlk dönem filmlerinde açıkça “umutsuzluk” teması işlenir. Bergman, ikinci dönem filmlerinde, umutsuz bakışın yerini kadın odaklı aşk, sevgi, ayrılık üçgenini oluşturur.’’ son dönemine geldiğinde bizleri kadın karakterlerin önderliğinde bir bulantının, bireysel psikolojisinin eşiğine götürür.

Şüphesiz o dönemde kadın psikolojisini en iyi işleyen yönetmen olduğu için sinema tarihinde önemi büyüktür. 2 ‘’Sinemanın doğuşundan itibaren “erkek” olan kamera, olaylara hep erkek gözünden bakılmasını diretti.’’ Özellikle Hollywood sinemasında bu çok hakimdi. Bergman’ın sineması konuları daha derinlemesine işliyor ve farklı bir açıdan sunuyordu. Seri ‘’cut’’ ların olduğu Hollywood sinemasından uzakta plan-sekans çekimlerin ve uzun shotların yer aldığı bir yapı var. Detay çekimlerine çok sık yer verir. Ingmar Bergman’ ın şu sözü ‘’ “Seyircinin anlayabileceği bir film yapmak bir sinema yönetmeninin en önemli görevidir. Fakat aynı zamanda en zor olanıdır. Ben, bir yönetmenin kolay filmler yapması gerektiğini düşünmüyorum. Yönetmen yaptığı her başarılı filmde seyircisini biraz daha ileri taşımalıdır. Yine de benim filmlerimi izleyenlerden birinin o filmi kafasıyla değil kalbiyle anlamasını tercih isterim.” Yenilikçi ve işlediği konulara derinlemesine duygularla yaklaştığını göstermektedir.  

Papaz bir babanın oğlu olduğu için dini ikonlarla büyümüştür ve bunları sorgulamıştır. Bu sorgulamalar filmlerinde kendini göstermiş ve melankolik ruh halini yansıtmıştır. Bergman’ın da belirttiği gibi sorgulamaları arasındaki geçişlerini ve korkularını yansıtmaktadır. Filmlerinde aşk , ayrılık, umutsuzluk , çaresizlik ,  mutluluk , üzüntü gibi temaları sık işlemektedir.

Autumn Sonata (1978) ‘’Dünyaca ünlü bir piyanist olan Charlotte, eşinin ölümünden sonra uzun yıllardır görmediği kızını ziyarete gider. Burada kliniğe yerleştirdiği diğer kızıyla da karşılaşır. Bu üç kadın bitmek bilmeyen bir gece boyunca birbirleri ile yüzleşirler ve yıllardır bastırılanlar gün yüzüne çıkmaya başlar. Bergman bu filminde kadının yüklendiği kimlikleri gösterirken anneliğe ve psikolojimizi şekillendiren çocukluk sıkıntılarına dikkat çekiyor.’’

 Bir Evlilikten Manzaralar ‘’Bergman, başından geçen ve boşanmayla sonuçlanan dört evlilikten sonra çektiği filmde  ilişkiyi dışarıdan, adeta evin içine konan bir gizli kameradan gözlemliyor. İkisi de acı çekiyor, hayatlarının boşa geçtiğini düşünüyorlar; ne birlikte olabiliyor, ne de birbirlerinden tümüyle vazgeçebiliyorlar. Bir evliliği ve ayrılığı çok fazla derinlemesine işliyor Bergman. Hem kadın açısından hem erkek açısından irdeletiyor adeta. Kendinizi psikolojik değişimlerin içerisinde buluyorsunuz. Yalın anlatımı içinde insan ruhunun zaaflarını, korkularını açıklıkla ortaya koyan bir film. Bir evlilikte kadınla erkek birbirlerinin dilinden anlıyorlar mı ? Sorusunu sorduran bir film. Ardından ortak bir dile gerçekten sahipler mi yoksa her şey yolunda olsun diye öyle mi zannediyorlar sorgulamasına itiyor.

Saraband ( 2003) Boşanmalarının üzerinden yıllar geçmesine rağmen görüşmeye devam eden Marianne ve Johan, genç sevgilisi Paulina ile evlenen Johan’ın, ‘Henrik’ adında bir oğlu olmasından sonra bir daha görüşmemişlerdir. Şehir dışında, orman içinde, tek katlı bir evde yalnız başına yaşayan Johan, kendisini ziyarete gelen Marianne’yi görünce mutlu olur. Bu aşamadan sonra film daha çok Henrik ile kızının ilişkisi ve geçmişi üzerine geçmektedir. 7

Henrik’in kızıyla olan değişken bağı beni çok şaşırtmıştı. Özellikle beraber uyuması ve kızını öpmeye kalkması.

Bergman’ın bu filmde aradan geçen zamanla birlikte bulunan çevre çekimleri hoşuma gitti. Genellikle sınırlı mekanlar içerisinde sürdürdüğü akışı bu filmde bozmuş. Bizi filmin çekildiği bölgeyle özdeşleştiriyor bu sayede.

Bergman’ın fazla sayıda yaptığı evliliklerin yansımasını filmlerinde görüyoruz. Ruhsal sorgulamaları ve eşine yaptıklarını aslında filmde sıkça işliyor. Livv Ullman’ın belgeselinde de belirttiği gibi ona şiddet uyguluyor ama aynı zamanda çok seviyordu. Sıkça onu kıskanıyor ve kısıtlamaya çalışıyordu. Bir dönem evliliklerinde ki duygusal değişimleri filmlerinde de görüyoruz.

Bence Bergman sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden birisi. Konularını derinlemesine çok etkileyici biçimde işliyor. Herkesin bakamadığı açılardan bakıyor. Sıkıcı olsa da acı ama gerçek olanı insanın yüzüne vuruyor. Bunu yapması bir anlamda çok hoşuma gitti. Aynı şekilde benim hayatımda ki ilişkilerimi sorgulama noktasında çok yardımcı oldu. Bergman’ın, insanların içinde susan varlığın sesi olduğunu düşünüyorum. Her yönetmenin cesaret edemediğini yapıp içsel anlamda büyük etkiler bırakıyor. İnsanların içinde bir yerlerde unuttuğu veya söyleyemediği gerçekleri gün yüzüne çıkartıyor.

NECATİ ENES MİLETLİ

Psikolojinin Yönetmeni Bergman” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s