Diş Hekimliği

DİŞ HEKİMLİĞİ HAKKINDA

Diş hekimliği sağlık alanında insanlığa hizmet eden kutsal mesleklerden biridir. Üniversite yılları, daha sonra çalışma hayatı derken zorlu süreçlerin birbirini takip ettiği; kendinizi geliştirmenin, yeniliklere ayak uydurmanın hiçbir zaman tükenmediği bir meslektir. Öğrencilik yıllarından itibaren, meslek hayatınız boyunca tüm çabalarınızın karşılığını bir hastanızın size gülümsemesi ya da bir teşekkürü ile alabilirsiniz.

Diş hekimliği, bilimin ve teknolojinin ilerlemesiyle birçok yeni gelişmenin bulunduğu bir meslektir. Her geçen gün güncel kaynaklardan edinilebilecek yeni bilgiler ışığında kendinizi geliştirmeniz gereken bir alandır. Aynı zamanda, diş hekimliği el pratiği ile icra edilen bir meslek olduğundan, “usta çırak ilişkisi” ifadesi, bu meslekte el yeteneğinizi geliştirmek adına güzel bir rehberdir. Yani diş hekimliği teorik bilginizin el becerinizle doğru birleşimi sonucu meydana gelmektedir.


5 yıllık lisans eğitimi kapsamında ilk iki yıl yoğun tıp dersleri teorikleri, daha sonra artarak devam eden 3 yıl boyunca pratik dersleri ile devam edilir. Bu yoğun ve genelde korkunç gibi gözüken pratik derslerinden bahsetmişken, tabii ki herkesin ortak sorusu: “El becerisi önemli midir ?” olacaktır. Bu soruya şöyle açıklık getirebiliriz. Siz el becerisi gerektiren bir işle meşgulseniz ve eliniz yetenekliyse bir adım öndesiniz demektir; diğer yandan takdir edersiniz ki mesleğin öğrenimi için 5 yıl boyunca günlerce pratik yapılmakta ve hocalar size her şeyin püf noktasını belirtmekte, üstelik şu ana kadar ki  deneyimimi belirtmek istiyorum. Bazen bir pratiği yaparken çok zorlanırsınız, bazen ise başka bir pratiği rahatlıkla yaparsınız. Çok net olduğum bir konu var ise diş hekimliği okumanın kolay olmadığıdır. Konuya açıklık getirirsek, ben diş hekimliği okumayı, kendini daimi bir koşuşturma içinde hayal etmeye benzetiyorum. Tıp ve diş hekimliği derslerinin teorikleri, artı diş hekimliği derslerinin pratikleri derken seçmeli dersleri saymıyorum bile… Sürekli bir şeyleri yetiştirme durumunun hakim olduğunu söyleyebiliriz. Yani kesinlikle bir düzeninizin olması gereklidir.

Aslında kafalardaki soru işaretlerini gidermek ve abartılı lafların önüne geçmek adına yazıma şöyle devam etmek isterim. Ben çevremden gördüğüm, ve bu mesleği tercih etmekte çekinen bireyler için öncelikle şunu tavsiye ediyorum. Herhangi bir mesleği okuması kolay ya da okuması zormuş şeklinde nitelendirerek, olmak istediğiniz mesleği belirlememelisiniz.
Bence eğer bir mesleği kendinize uygun görüyorsanız, tabiri caizse hangi meslek sizi tatmin ediyorsa, o mesleğin size getirdiği tüm zorluklara, meslek uğruna harcanılan tüm çabalara göğüs germelisinizdir. Bu sebeple okuması zor veya kolay denilirken tartışılır, ama elbette ki güzel şeyler kolay elde edilmez.

Günümüzde açılan yeni diş hekimliği fakülteleri ile her geçen yıl diş hekimliğinden mezun birçok hekim söz konusudur. Bu durumun elbette ki her hekim için getirisi vardır. Daha önce de bahsettiğim gibi güncel bilimsel ve teknolojik yaklaşımların takip edilmesi bu konuda önemlidir.

Diş hekimliğinden mezun olduğunuzda önünüzde 4 seçenek bulunur: İlki mezun olduktan sonra kendi muayenehanenizde veya herhangi bir klinikte ‘serbest diş hekimi’ olarak mesleğinize devam edebilirsiniz. İkinci olarak devlete başvurarak, belirli atama durumuna bağlı ağız ve diş sağlığı merkezlerinde (ADSM) çalışabilirsiniz. Bu seçeneği seçenlerden aldığım dönütlere bakılırsa, ‘Minimum sürede ne kadar hasta bakılabilir?’ şeklinde bir tutumun söz konusu olduğunu ifade ettiler. Üçüncü seçenek ise DUS sonucu kazanılan bölüme bağlı kendinizi geliştirerek yolunuza devam edebilirsiniz. Diş hekimliğindeki uzmanlık bölümleri: Endodonti Anabilim Dalı, Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı, Ortodonti Anabilim Dalı, Pedodonti Anabilim Dalı, Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı, Periodontoloji Anabilim Dalı, Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı, Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı. Dördüncü  olarak doktorayı seçerek üniversitede akademisyen olma yolunda ilerleyebilmektesinizdir. Bu seçenekte alanınızla alakalı güncel bilgileri takip ettiğiniz, yapılan çalışmalardan haberdar olduğunuz kısacası daima makaleler okuduğunuz ve yazdığınız süreçler sizi beklemektedir. Bu seçenekte şu duruma değinmek isterim ki yabancı dilinizin yeterliliği en çok bu seçimde sizin için önemlidir. Lisans eğitiminde bazı üniversitelerde İngilizce-Türkçe karışık ders verilmekte iken, bazı üniversitelerde tamamen Türkçe olarak eğitim söz konusudur. Yani gene aynı sonuca vardığımız görülmektedir ki, önceden İngilizce lisans eğitimi aldığınız süreçte ne kadar zor olduğunu düşünseniz de ilerde kendinizi geliştirirken ne kadar rahat edeceğinizi net bir biçimde göreceksiniz.

CEYDA PINAR ALTINBAŞ